Alacaklının hakkının korunması açısından borçlunun mülklerinin satılması gerekebilir. Peygamberimiz s.a.s., borcunu ödeyemeyen Muaz b. Cebel’in r.a. mülkünü borcu karşılığında satmıştır. Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, VI, 80 Halife Hz. Ömer de hac yolunda ticaret yaparken iflas eden bir kimsenin kalan mülklerinin, alacaklıları arasında taksim edilmesine hükmetmiştir. Muvattâ, Vasiyet, 8

Piyasa bedelinde veya ona yakın bir maliyetle satılan hacizli mülkleri satın almakta bir sakınca yoktur. Ancak haczedilen mülk, kıymetinin çok altında satılır ise; Hanefilerden İbn Âbidîn akdin fasit olacağını İbn Âbidin, Reddü’l-muhtâr, VII, 247, Şâfiî âlimlerden Nevevî ise geçerli olmakla birlikte bu mülkün satın alınmasının mekruh olacağını söylemişlerdir. Nevevî, Ravdatü’t-tâlibîn, III, 420 Çünkü icradaki mülklerin, kıymetinin çok altında satılması, borçlunun mağduriyetinden faydalanmak anlamına kazanç. Bu sebeple hacizli mülkü satın almak isteyen kimsenin maliyetlendirmeyi muhtemel mertebe borçlunun mağduriyetini eksiltecek biçimde gerçekleştirmesi hakkaniyete uygun olur.

Kaynak: Diyanet Fetva Kurulu

Akşam Ezanı